• BIST 99.679
  • Altın 257,678
  • Dolar 5,5481
  • Euro 6,1647
  • İstanbul 12 °C
  • Ankara 8 °C

Defterleri tasdik ettirdiniz mi?

Defterleri tasdik ettirdiniz mi?
Hâlâ e-deftere geçmemiş olan mükellefler, bu ay içerisinde önümüzdeki yıl kullanacakları defterleri aralık ayı içerisinde notere tasdik ettirmeli.

Bu yıl kullanılan kanuni defterler bitmemiş ve gelecek yıl da kullanılacaksa, bu defterlerin tasdik işlemleri 2016 Ocak ayı içinde yaptırılabilir. Tasdik ettirilmesi gereken defter Vergi Usul Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu'nda belirlenmiştir. Genel olarak yevmiye ve envanter defterleri, defter-i kebir, genel kurul defteri, pay defteri, yönetim kurulu karar defteri, işletme defteri, çiftçi işletme defteri, imalat ve istihsal vergisi defterleri gibi defterler tasdik ettirilmelidir. Mevcut durumda kullanılmakta olan, pay defteri ile genel kurul toplantı ve müzakere defteri yeterli yaprakları bulunmak kaydıyla açılış onayı yapılmadan kullanılmaya devam edilebilir.

Defterlerin tasdik ettirilmemesi usulsüzlük cezası sebebidir. Yine bu ihmal re'sen takdir sebebidir. Hatta bazı inceleme elemanları tasdiksiz deftere kaydedilen KDV'lerin indirimini reddedebiliyor. Öte yandan gerek çevremden duyduklarım gerekse de inceleme yaptığım yıllarda dört-beş yıl önceki defterlerin bile kâğıt ortamında yazdırılmadığına şahit oldum. Kayıtların bilgisayarda bulunmasına güvenilmemeli, bilgisayar ortamında tutulan bilgilerin silinme veya kaybolma riski unutulmamalı, yıl sonu işlemleri yapıldıktan ve gerekli düzeltme kayıtları yapıldıktan sonra defterler yazılı hale getirilmeli ve bu şekilde muhafaza edilmelidir.

2014 yılı brüt satış hasılatı 10 milyon TL ve üzerinde olan mükellefler 01/01/2016 tarihinden itibaren elektronik fatura ve elektronik defter uygulamasına geçmek zorunda. E-defter kullanmak zorunda olanlar, kâğıt ortamında YEVMİYE ve DEFTERİ KEBİR defteri tasdik ettirmezler. Bunlar dışındaki yukarıda saydığım defterleri türüne göre mutlaka tasdik ettirmelidirler.

SÖZLEŞMELERDE DAMGA VERGİSİ DE DİKKATE ALINMALI

Birkaç yıl öncesine kadar hiç önemsenmeyen ve belirli büyüklüğü aşmış kurumsal şirketler ile kamu daireleri ile yapılan işlemler dışında dikkate alınmayan damga vergisi, artık hem denetim elemanları hem de vergi daireleri tarafından takip edilen bir vergi hüviyetine kavuştu. Bunda sözleşme kültürünün toplumumuza yerleşmesi ve damga vergisi oranı dolayısıyla tahsilatında görülen artışlar etkili olmuştur. Ayrıca şirketlerin kârlılıklarındaki düşüş sebebiyle kurumlar vergilerini az ödemeleri de devletin alternatif gelir unsurları aramasına sebep olmuştur.

Sözleşmeler üzerinden alınan damga vergisi yaklaşık yüzde 1 oranındadır. Sözleşmelerden alınan damga vergisini temel olarak sözleşmede yer alan mal/iş/hizmet tutarı, cezai şartlar, teminat, sigorta tutarı, kefaletler ve düzenlenen sözleşmenin nüsha sayısı etkiler. Bu yüzden sözleşmelerde çok gerekli olmadıkça yüksek vergiyi gerektirecek rakamlara yer verilmemesi, sözleşmenin de tek nüsha olarak hazırlanıp imzalanması ve taraflara birer suretin verilmesi yerinde olacaktır. Unutulmamalıdır ki ne kadar çok sözleşme nüshası düzenlenirse o kadar çok damga vergisi ödenir. İkinci “nüsha” yerine “suret” düzenleyerek vergi planlaması yapılması önemlidir.  Yine sözleşmelere konan cezai şart, teminat, sigorta tutarları ve kefaletler damga vergisi tutarını etkilemektedir.

Daha önce de bu köşede bahsettiğim üzere Damga Vergisi Kanunu uygulamasında aynı hüküm ve kuvveti haiz olmak üzere birden fazla düzenlenmiş ve taraf/taraflarınca ayrıca imzalanmış olan kâğıtların her birine nüsha denir. Bu kapsamda nüshalar, belli bir hususu ispat ve belli etmek üzere müstakilen ve aynı zamanda farklı mekânlarda ibraz edilebilir mahiyette olan kâğıtlardır. Nüshaların her biri ayrı ayrı aynı nispette damga vergisine tabidir. Suret ise aslında bulunan ibarelerin aynısını taşıyan, fakat aslında bulunan imzaları taşımayıp aslına uygun olduğuna ilişkin onaylayanın imzasını veya kaşesini ihtiva eden kâğıtları ifade eder. Suretler damga vergisine tabi değildir.

ŞİRKETİNİZİN HİSSE SENETLERİNİ BASTIRIN

Anonim şirketlerin hisse senetlerini iki yıldan fazla süreyle ellerinde tutan gerçek kişiler, bu hisse senetlerini ellerinden çıkardıklarında bir kâr elde ederlerse bile bu kâr için herhangi bir vergi ödemez. Diğer bir ifadeyle elde edilen kazançlar gelir vergisinden istisnadır. Ancak bu istisnanın uygulanabilmesi için hisse senedinin basılı olması gerekir. Hisse senedi basılı değilse, yapılan satış hisse devridir. Hisse devirlerinde istisna bulunmadığı için gelir ve yerine göre katma değer vergisi hesaplanmalıdır. Ayrıca hisse devri sözleşme ile yapılacağından hazırlanan sözleşme için damga vergisi de ödenmek zorunda kalınır. Buna mukabil basılı hisse senetlerinin devri nama yazılıda ciro, hamiline yazılıda teslim ile olduğundan damga vergisi hesaplanmaz.

Kaynak : Zaman 

Bu haber toplam 1290 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
ÜYE İŞLEMLERİ
123456
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Muhasebe Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim